Mindfulness Nedir? Düşüncelerini Susturmak Yerine İlişkini Değiştir
“Çok düşünüyorum, zihnim hiç susmuyor.”
Bu cümleyi günlük hayatta da duyuyoruz, koçluk seanslarında da. Çoğu zaman çözüm olarak da aynı yere bakıyoruz: Düşünceler gitsin, zihin sussun, içim rahatlasın. Oysa mindfulness’ın söylediği şey bundan biraz farklıdır. Çünkü zihnin görevi düşünmektir; susması değil.
Gün içinde zihnimiz sürekli yorum yapar, senaryolar üretir, geçmişle gelecek arasında gider gelir. İşte, ilişkilerde, trafikte ya da yalnız kaldığımız bir anda… Düşünceler çoğu zaman kontrolümüz dışında gelir. Sorun, bu düşüncelerin gelmesi değil, onların gerçeğin kendisi olduğuna inanılmasıdır.
Buraya kadar çoğu kişi şunu söyler:
“Tamam, bunun bir düşünce olduğunu fark ediyorum ama bu sadece bir düşünce değil. Benim durumum gerçekten böyle.”
Ve çoğu zaman haklıdır. Çünkü bazı durumlar yalnızca zihinsel senaryolardan ibaret değildir. İlişkisel bir çıkmaz, iş hayatında bir belirsizlik, maddi bir zorlanma ya da uzun süredir taşınan bir yük… Mindfulness bu gerçekliği inkâr etmez. “Her şey senin kafanda” demez.
Mindfulness’ın dönüştürücü gücü, durumu hemen değiştirmekte değil durumla kurulan ilişkiyi düzenlemekte ortaya çıkar. Çünkü insanı asıl yoran şey, yaşananın kendisi kadar ona eşlik eden içsel dirençtir. “Böyle olmamalıydı” cümlesi, zor bir durumu daha da ağırlaştırır.
Koçluk çalışmalarında da sıkça gördüğüm şey şudur. Kişi yaşadığı durumdan çıkamadığını düşündükçe, kontrol alanını genişletmeye çalışır. Oysa mindfulness tam tersini önerir, kontrol alanını daraltmayı. “Şu anda olan ne?” ve “Zihnim bununla ilgili ne söylüyor?” sorularını ayırmak, sinir sistemini regüle eden önemli bir adımdır.
Bu noktada mindfulness pratikleri çözüm üretmekten çok, temas kurmayı hedefler. Bedendeki gerginliği fark etmek, nefesin ritmini izlemek, ayakların zemine temasını hissetmek… Bunlar durumu ortadan kaldırmaz ama kişinin dağılmasını engeller. Zor bir gerçeklikle baş edebilmek için önce onun içinde kalabilmek gerekir.
Gerçek bir çıkmazdayken kendine karşı sert olmak da yükü artırır. “Bunu aşmam lazım” baskısı çoğu zaman bedeni daha da kilitler. Mindfulness burada kişiye şunu hatırlatır: Zor bir durumdayken yapılabilecek en işlevsel şey, kendine karşı biraz daha yumuşak olmaktır. Bu bir vazgeçiş değil, dayanıklılığın temelidir.
Mindfulness, zihni tamamen susturmayı vaat etmez. Hayatı hemen düzeltmez. Ama insanın, gerçek bir durumun içinde bile savrulmadan kalabilmesi için bir iç alan açar. Ve çoğu zaman dönüşüm, koşullar değişmeden önce, o koşulların içinde nasıl kaldığımızın değişmesiyle başlar.

Yazar: Seda Koçali
Seda Koçali’yi Instagram’da @hayattantalebimvar hesabından takip edebilirsiniz.
YouTube içeriklerine ise @hayattantalebimvar adresinden ulaşabilirsiniz.
FONKSİYONELYASAM.COM YORUMU: Mindfulness temelli terapiler (MBCT, MBSR) üzerine yapılan çalışmalar, düşünce içeriğini değiştirmekten çok, düşünceyle kurulan ilişkiyi dönüştürmenin kaygı ve depresyon üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI ↓






