Bağlanma Stilleri- Amir Levine & Rachel Heller - ZüleyhaGülveren-Fonksiyonelyasam.com

Neden Kopamıyoruz? Bağlanma Stilleri, Sinir Sistemi ve İlişkilerde Görünmeyen Yıkım

Eksikliğin Ateşi

Bu yazı, bir kitabın satır aralarından süzülen duyguların ve kavramların; bireysel deneyim, ilişki psikolojisi ve sinir sistemi perspektifiyle yeniden düşünülmesinden doğmuştur.

Neden Kopamıyoruz? “Bağlanma” Kitabı Penceresinden 15 Yıllık Güvenin ve 8 Aylık Yıkımın Anatomisi

Bütünsel esenlikten bahsettiğimizde hepimiz hemen tabağımızdaki gıdalara, antioksidanlara veya uyku rutinlerimize odaklanırız. Bunlar hayati, evet… Ama yaşamın fonksiyonelliğini asıl belirleyen, ancak çoğu zaman sessizce bizi içten içe tüketen bir katman daha var: İlişkilerimiz.

Neden bazı bağlar bizi en derinden beslerken, bazıları ruhumuzu bir pavyon masasında meze yapılmış gibi değersiz hissettirir? Neden bir insanın profesyonel başarısı, şık takım elbisesi veya dışarıya sunduğu o “hınzır” karizması, bize reva gördüğü duygusal şiddeti örtmeye yetmez? Bugün; temelleri 15 yıllık sarsılmaz bir dostluğa dayanan ama 8 aylık bir romantik ilişkide ağır bir karakter aşınmasına uğrayan bir vaka üzerinden; Amir Levine ve Rachel Heller’ın “Bağlanma” (Attached) kitabının ışığında sinir sistemimizin labirentlerine ineceğiz.

Bağlanma Stilleri- Amir Levine & Rachel Heller - ZüleyhaGülveren-Fonksiyonelyasam.com

1. 15 Yıllık Yatırım ve 8 Aylık Kaos: Aktivasyon Sistemi

İlişkisel esenlikte en büyük yanılgı, uzun yıllara dayanan tanıdıklığın “güvenli bağlanma” için yeterli olduğu sanrısıdır. Maalesef durum pek öyle değil. İncelediğimiz vakada, taraflar tam 15 yıldır birbirini tanıyan, ortak bir geçmişi paylaşan iki birey. Ancak arkadaşlık romantik bir boyuta evrildiğinde, sinir sistemindeki bağlanma modelleri de bir anda vites değiştirir.

“Kaygılı Bağlanma” stiline sahip biri için bu 15 yıl, sığınılacak dev bir liman gibidir. Ancak partner “Kaçıngan” (Avoidant) bir tutum sergilemeye başladığında, o liman bir anda fırtınalı bir denize dönüşür. Levine buna “Aktivasyon Sistemi” diyor. 15 yıllık o devasa güvenin sadece 8 ayda nasıl bu kadar kolay sarsılabildiğini anlayamayan zihin, güveni geri kazanmak için daha fazla çabalar… Atılan ısrarcı mesajlar, “nasıl bu noktaya geldik?” soruları aslında bir muhtaçlık değil; 15 yıllık bir duygusal yatırımın kaybına karşı sinir sisteminin verdiği biyolojik bir alarmdır: “Protesto Davranışı”.

2. İmajın Ötesindeki Gerçek: “Uzaklaştırma Stratejileri”

İşin en sarsıcı kısmı, partnerin 15 yıl boyunca sergilediği o “güvenilir dost” maskesinin, romantik yakınlık arttıkça yerini yıkıcı bir değersizleştirmeye bırakmasıdır. Kaçıngan bireyler, yakınlık talebi arttıkça kendilerini korumak (!) için partnerlerini aşağılayıp onlara ağır hakaretler ederek veya nesneleştirici lakaplar takarak araya duvar örerler. Kitapta bunlara “Uzaklaştırma Stratejileri” (Deactivating Strategies) deniyor.

Dışarıdan bakıldığında iş dünyasında parlayan, sosyal çevresinde “karizmatik” görünen bir profilin, 15 yıllık dostuna bir aşk ilişkisinde bu kadar hoyratça davranabilmesi bir paradoks gibi görünebilir. Ama bugün bilim bize şunu söylüyor: Bir insanı 15 yıldır tanıyor olmanız, onun bağlanma stilinin sizin sinir sisteminizi paramparça etmeyeceği anlamına gelmez. Profesyonel başarı ve şık bir dış görünüş, güvenli bir ruhun veya vefalı bir karakterin garantisi değildir.

3. İllüzyonu Kırmak: 15 Yılın Hatırı mı, 8 Ayın Hasarı mı?

Bu vakada bireyin en büyük tuzağı, 15 yıllık dostluğun hatırına 8 aylık duygusal manipülasyonu tolere etmeye çalışmasıdır. Ancak Levine ‘in öğretisi çok net: Bir bağ size huzur yerine sürekli bir tetikte olma hali, saygı yerine hakaret getiriyorsa; o bağın geçmişteki süresi onu kutsal kılmaz.

Gerçek uyanış; “onun 15 yıllık hatırı var” cümlesini bir kenara bırakıp, “şu an bana hissettirdiği değersizlik gerçek” diyebildiğinizde başlıyor. Küfürlü, vefasız ve partnerini bir nesneye indirgeyen bir iletişimden “engelle” butonuna basarak çıkmak, sadece bir ayrılık değildir… Bu, kişinin kendi değerini narsistik bir döngüden geri aldığı bir zihinsel devrimdir.

Bağlanma Stilleri- Amir Levine & Rachel Heller - ZüleyhaGülveren-Fonksiyonelyasam.com

4. Sonuç: Küllerinden Doğmak ve Fonksiyonel Bir Gelecek

Fonksiyonel bir yaşam, sadece bedene giren besinlerle değil, ruha sızan kelimelerle de ilgilidir. Levine ve Heller’ın vurguladığı gibi: Mutluluğunuz, bağlanma sisteminizin ne kadar dingin olduğuyla doğrudan ilişkilidir. 15 yıllık bir geçmişi bir kalemde silmek zordur, kabul… Ancak sizi silmekten korkmayan birini tutmaya çalışmak çok daha zordur.

Bugün bu döngüden çıkan her birey, zihnine ekilen o “yetersizlik” tohumlarını söküp atarak, geçmişin gölgesinden sıyrılmaktadır. Artık başkalarının biçtiği lakaplarla değil, kendi uzmanlığı ve sınırlarıyla tanınmayı seçmektedir. Bu satırlar, bir insanın kendi değerini bir başkasının insafından alıp, kendi masasına bir zafer nişanı gibi koymasının hem bilimsel hem de çok insani hikâyesidir.

Züleyha Gülveren’ı takip etmek isterseniz:

Instagram LinkedIn


YAZARIN DİĞER YAZILARI ↓


SON YAZILAR ↓

  • Uyku Pozisyonunuz Sağlığınızı Etkiler Mi?
    Geceyi nasıl geçirdiğinizi düşünmüyorsunuz çünkü uyuyorsunuz. Ama vücudunuz uyumuyor — işleme devam ediyor, onarıyor, yeniden düzenleniyor. Ve bütün bu süreçte aldığı pozisyon, sabah kalktığınızda nasıl hissedeceğinizden uzun vadeli omurga sağlığınıza…
  • Sonbaharda Doğmak
    Bir Mevsimin İnsana Bıraktığı İmza — 7 Ağustos’tan 8 Ekim’e Bir ağustos günü Beyoğlu’da, bir eylül günü Mardin’in Savur ilçesinde, bir başka eylül günü İzmir’de üç çocuk doğdu. Yılları farklıydı…
  • Bhagavad Gita’dan Hayata Dair 5 Fikir — 5000 Yıl Önceden Bugüne
    Yaklaşık 5000 yıl önce, bir savaş alanında, iki karakter arasında geçen bir diyalog yazıldı. Bugün hâlâ okunuyor. Hâlâ tartışılıyor. Hâlâ insanları değiştiriyor. Bhagavad Gita, Hinduizm’in kutsal metinlerinden biri. Ama onu…
  • “İyi Görünüyorsun” Demek Yetmez: Birini Gerçekten Gördüğünüzü Nasıl Hissettirirsiniz?
    Görünüm Ötesi İltifat Gerçeği Bir düşünün: dün veya bugün size yapılan son iltifat ne içindi? Belki saçınız, kıyafetiniz, kilonuz. Belki “çok iyi görünüyorsun” gibi genel bir şey. Ve büyük olasılıkla…
  • 3+3: Japon Bilim İnsanlarının Geliştirdiği Yürüyüş Formülü ve Şaşırtan Sonuçları
    10 Yıl Daha Genç Hissetmenin Bilimsel Yolu: Japon Aralıklı Yürüyüşü 10.000 adım hedefinin bir pazarlama sloganından doğduğunu biliyor muydunuz? 1960’larda bir Japon pedometre (adımsayar) firması, ürünü için akılda kalıcı bir…

Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgiler yalnızca eğitim, bilgilendirme farkındalık amaçlıdır. Tanı ve tedavi yerine geçmez. Sağlık durumunuzla ilgili kararlar almadan önce mutlaka doktorunuza veya yetkin bir sağlık profesyoneline danışın.
Author: Züleyha Gülveren
Yazar, Sosyolog ve Koç. Türk Kızılayı bünyesinde danışmanlık yapıyor. Kitapları, iyi yaşamı ve insanı daha derinden anlamaya odaklanan içerikleriyle Fonksiyonel Yaşam’da her ay yeni bir kitapla yer alıyor.

Yazıya Katılın

Düşüncenizi, deneyiminizi veya bu yazının sizde bıraktığı soruyu paylaşabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumlar yayınlanmadan önce editoryal incelemeden geçirilir.