Hyaluronik Asit Nedir? Hyaluronik Asit Sakıncaları?

Hyaluronik Asit Nedir? Hyaluronik Asit Zararları Nelerdir? Gelin birlikte inceleyelim.

Hyaluronik asit vücudunuzdaki hemen hemen her hücrenin hücre dışı matrisinde bulunan bir glikozaminoglikandır yani temel olarak, şekerli bir karbonhidrattır. Vücudunuzdaki suyun yarısının bulunduğu cildin, su içeriğini kontrol ederek cildin genç ve sıkı görünmesini sağlar ve hücreleri erken yaşlanmaya karşı korur. Deri dışında, gözlerimizde ve eklemlerimizde bulunur. Bir uzman HA bir sünger gibi düşünün nerede olursa olsun suyu emer diyor. Bir insanda ortalama toplam 15 gr HA bulunur. Vücudun kendi HA üretimi, yeterli su içmek ve su açısından zengin yiyecekler yemek, kök sebzeler, ilikli kemik suyu gibi gıdalarla artar ve kendi HA üretimimiz ağırlığının 1000-6000 katı su tutma kabiliyetine sahip. HA çoğunluğu cildin alt tabakası olan dermistedir. Eğer cildiniz kesildiyse yada yaralandıysanız o zaman HA hızlıca cildin üst tabakasına gelir, fazlaca üretilir bölgeyi iyileştirmek için. Bu haliyle aynı zamanda doğal bir iltihap önleyicidir de.

Buraya kadar kusursuz yaratılan bedenimiz harika çalışıyor. Peki sorun nerede başlıyor? Üretilen HA maddesi, vaad ettikleri, yarattıkları semptomlar ve hangi materyalden üretildikleri.

Öncelikle temelde 2 çeşit HA var. Düşük molekül ağırlıklı ve yüksek molekül ağırlıklı. HA bedenimizdeki doğal üretiminde yüksek molekül ağırlığa sahip. Yüksek molekül ağırlıklı bir suni HA deri yüzeyinden geçemeyecek kadar büyük moleküllere sahip. Düşük molekül ağırlıklı suni HA da deriden geçme kabiliyetine sahip değil bu sebeple HA içerikli dolgular mevcut. HA üretilen maddeler ise; ilk başlarda hayvan kaynaklı (çoğunlukla horoz ibiği) olsa da zamanla bazı bakterilerin çoğaltılması ile de elde edilmeye başlanmış.

HA şekerli karbonhidrat olduğundan, suni olarak cilde sürüldüğünde, bazı mantarların (dermatofit) çoğalmasına sebep oluyor. Dermatofit cilt yüzeyinde yaşayan ve şekerle büyüyen bir mantar türü. HA için şekerli bir karbonhidrat demiştik. Mantarlar şekeri yedikten sonra, bakterilerin ve virüslerin istila etmesine sebep olarak, iltihaplanmaya neden olan cildimizin bariyerini yıkan bir enzim salgılıyorlar. Cilt yüzeyinde semptomları arttırıcı sivilce, kuruluk, kaşıntı, kızarıklık gibi semptompalara yol açıyor. Bende okuduğum bu makalenin gerçekliğini sorgulamak için bir satış platformunun en çok yorum yapılan HA ürünlerine girdim ve 1 puan verenler neler yazmış diye baktım. Makalede anlatılan bu semptomları yazdıklarını okudum.

Durumun tuhaf tarafına gelince, birileri insan göbek kordonundan, domuzdan yüksek molekül ağırlıklı HA üretmiş ve bunun patentini almış. Buraya tıklayarak patenti inceleyebilirsiniz. Elbette bu patenti almaları üretileceği & üretildiği anlamına gelmiyor bazı şeyler protatip olarak kalıyor ancak bunu görmek beni rahatsız etti çünkü üretilip üretilmediğini bilemiyoruz. Zira son dönemlerde pek çok HA yüksek molekül ağırlıklı olarak pazarlanıyor.

Hayvan kaynaklı ve bakteri üretimi kaynaklı HA üretimine alternatif Hücresiz İnvitro üretim yöntemi olarak gösteriliyor.

Tüm bunlara rağmen temelde HA çalışma mantığını bilmemiz faydalı olacaktır. Suni HA nın bazı markalara açılan davalarda ağırlığının 1000 katı su tuttuğu kanıtlanamamış, firmaya; HA nın bu suyu nereden aldığı sorulduğunda, atmosferden aldığını iddia etmiş ancak kanıtlanamamış, dava sonucu ise bu suyu hücrelerimizden aldığına yönelik karar ile sonuçlanmış. Bedenimizdeki suyun yarısı derimizdeyken yorumu size bırakıyorum.

Ek olarak davada HA moleküllerinin iltihabi durumları harekete geçirdiği, beslenme ve yaşam tarzına bağlı olarak bazılarında hemen tepki verdiği bazılarında ise ileri dönem semptomlara yol açtığı belirtilmiş. Buna geç başlangıçlı iltihaplanma deniliyor. Vücudun bağışıklık tepkisini tetikleyerek, yabancı istilacıdan korunmak için harekete geçtiği vurgulanmış. Temel cilt semptomları ise; kızarıklık, kuruluk, doku sorunları, sivilceler, dermatit, rosacea ve daha fazlası

Hyaluronik asit teorik olarak cildinizde ve kendi hyaluronik asit depolarınızda bulunan nemi yüzeye çeker. Bu ise geçici olarak cildin daha nemli ve pürüzsüz görünmesini sağlar. Ancak cildin doğal bilgelik dengesini bozar. Eğer ciltte mevcutta nem düzeyi düşükse, cilt kurur, kaşınır, kızarır, pulpul dökülür. Yağlı ciltte daha iyi reaksiyon gösterdiğini zannediyoruz çünkü suni HA yağlı ciltteki yağ nedeniyle, uzun vadeli yan etkilerinden birini engelliyor: mikrobiyom bozulması ve iltihaplanma.

Ek olarak evren ve bedenimizin büyük bölümü Su’ dan oluşuyor. Bedenimizdeki suyun yarısı derimizde. Beden suyunun saflaşması, saf kalabilmesi her açıdan çok önemli. Cildini doğal bilgeliğine bırakırsan o dengesini bulacaktır. Cildi içeriden doğru beslemek ihtiyacı olan HA’ yı doğal olarak sağlar. HA kök sebzelerde, yeşil yapraklı sebzelerde, ilikli kemik suyunda bol miktarda bulunur. Kendi şahsi tavsiyem geç yaşlanma için bamya da bolca yemeniz. İnsan derisindeki “polisakkarit”, birey yaşlandıkça yavaş yavaş azalır ve doğrudan cilt yaşlanmasına neden olan ana faktör haline getirir. “Polisakkarit” β-D-Glucan cilt hücrelerini aktive eder, cilt yüzeyindeki fibrinojeni parçalar ve gelecekteki etkinin neden olduğu cilt yaşlanma sürecini yavaşlatır. Bamya özündeki “polisakkarit” içeriği, ortalama bir bitkininkinden 3-6 kat daha yüksek olan %6,10’a kadar çıkabildiğinden, mükemmel bir nemlendirme etkisi elde etmek için cilt dermisindeki hyaluronik asit içeriğini artırmak için harika bir sebzedir.

Suyunuza sahip çıkın. Sağlıklı günler hepimize..

 

 

 

Write a comment